Haz
14
2011

Identra firmasıyla röportaj

Bugün Identra firmasıyla birlikteyiz.  Piyasada Java ve .Net teknolojileri tercih edilirken, kendilerinin neden Ruby teknolojisini seçtiğini ve yurt dışı firmalarıyla iş yapmanın avantajları ve zorlukları hakkında sohbet ettik. Identra firmasının ’nin kurucusu ve yönetici ortağı olan Erek Göktürk’e katkılarından dolayı teşekkür ederiz.

 

kodcu.com : Şirketinizden bahseder misiniz ?

Erek Göktürk : Identra 2007 yılında kuruldu. Aslında kurulmasına neden olan gelişme, Oslo Üniversitesi’nde yaptığım doktoramı bitirmeme yakın, PINC Solutions’ın Türkiye’de bir geliştirme ve teknik destek ofisi kurmak için benimle temas kurması oldu. Yapılan görüşmelerde Türkiye’de bir ofis kurmak yerine Identra ile çalışmaya karar verdiler, ve bu ilişki o günden beri, krize rağmen, aksamadan sürdü.

Kurulmasıda PINC Solutions’ın etkileyici rolü olmasına rağmen, Identra bağımsız bir şirket olarak bugün özellikle özgür yazılımlarla ürün geliştirme konusunda kendi porjelerini de yapmaktadır.

kodcu.com : Şirketteki rolünüz nedir ?

Erek Göktürk : Identra açısından bakıldığında, ben şirketin kurucusu ve yönetici ortağıyım. PINC Solutions tarafında ise geliştirme takımının bir parçası ve teknik destek gece sorumlusu olarak sistemlerin 7/24 çalışmasının aksamamasından sorumluyum. Tabii buradaki gece bizim değil California eyaleti gecesi :)

 

kodcu.com : Şirketinizde kullanıdığınız teknolojiler nedir ?

Erek Göktürk : Identra özellikle özgür yazılımlara odaklanmış durumdadır. PINC Solutions’a verdiğimiz hizmetler de büyük ölçüde bu tür yazılımlarla ilgilidir. Özellikle GNU/Linux sistemleri, sanallaştırma, PostgreSQL veritabanı sistemi, ruby programlama dili ve ruby on rails web geliştirme çerçevesi, trac ve redmine iş takip sistemleri ile ilgili deneyime sahibiz.

Ayrıca PINC Solutions, pasif RFID bazlı gerçek zamanlı konum takip sistemi (RTLS) ürettiğinden o konuda da bir miktar bilgi birikimimiz oluştu doğal olarak.

 

kodcu.com : Türkiye’de çoğu firma Java veya .NET teknolojileri yönelirkensizin *Ruby* teknolojisini seçmenizdeki  ana sebep nedir ?

Erek Göktürk : Aslında ana neden, ana müşterimiz olan PINC Solutions‘ın bu kararı vermiş olmasıydı. PINC Solutions için geliştirimine katkıda bulunduğumuz bir .NET masaüstü ve bir taşınabilir cihaz uygulaması dışında .NET ile pek ilgilendiğimiz söylenemez. Bunun da nedeni, işletim sistemi dahil Microsoft ve benzeri açık olmayan teknolojilere uzak durmayı seçmemiz.

Java’yı ayrı bir kategoride ele almak gerekiyor. Java ile çalışmaya açığız, ama şimdiye kadar buna ihtiyaç duymadık. Ayrıca, ruby dilini JVM üzeride de kullanabiliyor olmamız, Java dilinin kendisi ve etrafındaki kütüphanelere ihtiyaç duyma olasılığımızı da azaltıyor.

Ruby her ne kadar bizim seçimimiz olarak hayatımıza girmiş olmasa da, artık ayrılmayı pek düşünmediğimiz bir programlama dili haline geldi. Bunun nedenlerini şöyle sıralamak mümkün:

  • Ruby’nin sözdizimi oldukça sade, ve genel amaçlı programlama dilinden özel amaçlı programlama diline çevirme yöntemiyle program üretimi için son derece uygun. Bu, ruby on rails gibi bir çerçevenin var olabilmesinin arkasında yatan nedenlerden bir tanesi aynı zamanda.
  • Ruby katı ve net bir nesne temelli yaklaşıma sahip. Kolay hakim olunuyor, ama oldukça kuvvetli.
  • Çeşitli düzeylerde ve kolayca meta programlama yapabiliyorsunuz. Yani kod üreterek onu çalıştıran, ya da kendi kodunu değiştiren programlar üretmeniz mümkün.
  • Hem ruby, hem de ruby on rails son derece iyi programcılardan oluşan ilginç bir topluluğa sahip. Bunu biraz da, özellikle Amerika’daki startup (kur-başlat) şirketleri tarafından tercih edilmesine de borçlu.
  • Heroku gibi ruby’e özel bulut şirketleri de önemli bir dinamik oluşturuyorlar.

 

kodcu.com : Yazılımlarınız da hangi veritabanı kulanıyorsunuz ? Neden ?

Erek Göktürk : Biz PostgreSQL kullanıyoruz. PostgreSQL son derece kararlı bir veritabanı. Bunun yanında kullanımı kolay ve son senelerde çok hızlı gelişim kaydetti.

kodcu.com : *Cloud *teknolojisi hakkındaki fikirleriniz nedir ? Kullanma fırsatı buldunuz mu ?

Erek Göktürk : Evet, ama pratik deneyimimiz deneysel düzeyde. Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde açtığım bir lisansüstü dersinde de bu konuyu öğrencilerle beraber ele aldık.

Doğrusu ben bu konuda biraz fazla gürültü kopartıldığını düşünüyorum. Elbette birilerinin “640KB herkese yeterli olacaktır” sözü benzeri bir cümle kurmak istemem :) . Ancak, bu teknolojinin büyük bulut işletmecisi olmak isteyen dev şirketler tarafından bir kurtarıcı imgesiyle pazarlanması beni kaygılandırıyor.

Bulut bilişim farklı kullanım alanları için farklı avantaj ve dezavantajlara sahip. Bu avantaj ve dezavantajları uygulamanız veya bilişim altyapınız için kullanabilmek için, bulut ve bağlantılı kavramlara hakim olmanız, veya bilen birilerinden yardım almanız gerekiyor. Aksi halde kendinizi açık (public) bir buluta kapatılmış, aksayan veya istediğiniz performansı vermeyen bir hizmet alıyor bulmanız çok zor değil.

Şöyle özetleyeyim: bulutun bir uygulama veya altyapı projesi için potansiyel faydası kolayca varsayıp geçebileceğiniz bir sabit değil. Ne yapmak istediğinizi ve alternatiflerinizi çok iyi bilerek analiz yapmanız, karar vermeniz, planlamanız, ve yönetmeniz gerekiyor. Ne yazık ki bugün bu farkındalık gereklerinin birçoğu “bulut süper faydalıdır” argümanının altına süpürülmüş durumda.

 

kodcu.com :  Firmanızın bir ofisi Türkiye’de bir ofisiniz ise Amerika’da. İki ofis arasındaki *koordinasyon* nasıl yönetiyorsunuz ? Bu noktada bize tecrübelerinizi aktarır mısınız ?

Erek Göktürk : Önce küçük bir detayı düzelteyim: Amerika, daha spesifik olarak Berkeley‘deki Identra’nın değil PINC Solutions’ın ofisi. PINC Solutions ise bizim yazılım geliştirme ve teknik destek sağladığımız ana müşterimiz.

Koordinasyon için uzun süre kendi kurduğumuz Asterisk tabanlı VOIP sunucusu aracılığıyla yaptığımız telefon ve telekonferans görüşmelerini kullandık. Bu VOIP sistemi aynı zamanda gece PINC Solutions müşterilerinin sistemle ilgili problemleri ilettikleri telefon hattını da canlı yanıtlayabilmemizi sağlıyordu. Elbette e-posta ve anında mesajlaşma da haberleşmemizin ana parçalarıydı. Bugün telekomünikasyon tarafında GotoMeeting ana toplantı altyapımızı oluşturuyor. Telefon altyapımızda ise Cisco sistemleri kullanıyoruz.

Bu arada şunu da ekleyeyim, biraz daha karıştırayım durumu: biz genelde sadece Amerika ile değil, dünyanın çeşitli yerleriyle sürekli çalışıyoruz. Brezilya, Güney Afrika, İtalya, Hollanda, Amerika’nın yanında çalıştığımız kişilerin uzun veya kısa sürelerle bulunduğu yerler arasında. PINC Solutions’da bir ara 12 ülkeden insan çalışmaktaydı.

Bu kadar farklı kültürden insanla iletişim kurabilmenin püf noktası sanırım sabır ve sakiniyetini korumak. Bunu yazılı iletişimde yapmak konusunda HİTNET mezunu olduğumu söyleyebilirim sanırım. Yani insanın geçmişi onu gerçekten ileride başına geleceklere hazırlıyormuş.

kodcu.com : Yazılım geliştirme süreçlerini nasıl yönetiyorsunuz ?

Erek Göktürk : Yazılım geliştirme hizmetini verirken PINC Solutions’ın yazılım geliştirme takımının bir parçası olarak çalışıyoruz, ve SCRUM kullanıyoruz.

Dağıtık bir takımda SCRUM uygulanması konusunda epey tecrübe sahibi olduk diyebilirim. Şu anda kullandığımız TRAC tabanlı iş yönetim sistemimizin yanında versionone’ın SCRUM aracını da kullanmaya başladık. Doğrusu SCRUM hem geliştiricilerin hayatını kolaylaştırdı, hem de geliştirme çabalarını istediğimiz yönde odaklamamızı sağladı.

Kendi projelerimizde ise iş geliştirme sistemi için Redmine kullanıyoruz. Bence Redmine, TRAC’e göre çok daha becerikli bir araç. Üstelik de ruby on rails ile yazılmış bir araç olduğundan gerektiğinde hata düzeltme veya ekleme yapma özgüvenine de sahibiz.

Depo olarak ise svn ve git kullanıyoruz. Özellikle özgür yazılımlara katkı yapmamız gerektiğinde git ve github kullanmamız kaçınılmaz oluyor.

kodcu.com : Eğer varsa yeni ürünleriniz hakkında kodcu.com okuyucularını bilgilendirebilir misiniz ?

Erek Göktürk : Identra olarak yakında açıklayacağımız bir ortaklık ile gücümüzü arttırıp, üzerinde çalıştığımız KOBİ’lerin altyapısına yönelik bir ürünü duyurmaya hazırlanıyoruz. Detayları ne yazık ki şu anda paylaşmam mümkün değil. Ayrıca Tübitak Pardus grubu ile de olgunlaştırmakta olduğumuz bazı projelerimiz var. Bu projelerin bir kısmı şirketimiz, bir kısmı da özellikle Türkiye’nin geleceği için önemsediğimiz projeler. Sanırım 2012‘de bunları çok daha açık ve detaylı konuşuyor hale gelebiliriz.

PINC Solutions tarafında ise, geliştirilmesine bizim de önemli katkı verdiğimiz YardHound (TM), bugün Kimberly-Clark, Exel, Kraft, ve Nestle gibi dev şirketler tarafından kullanılmakta ve Amerika’da Yard Management Systems (YMS) pazarında önemli bir paya sahip. Önümüzdeki aylarda yeni açıklanacak ürünler ile YardHound (TM) ve bağlantılı ürünleri kullanan dağıtım merkezleri birbirlerine çok daha sıkı entegre olacak, ve gönderi akışlarını çok daha görünür hale getirerek yönetilebilirliği ve verimi daha da arttırabilecekler.

Bütün okuyucularınıza içten selamlar…

kodcu.com : Bu değerli bilgiler için Erek bey’e çok teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

Yorum yapabilirsiniz..

En son haber ve ücretsiz eğitimlere ulaşmak için üye olabilirsiniz