10
2011
Yemeksepeti.com ile Söyleşi (Bölüm-3 ve son)
Altuğ Bilgin Altıntaş : Başta Microsoft lisansları olmak üzere, lisans ücret ödemeleri sizi zorluyor mu ? Lisans maliyetleri yüzünden çoğu startup firma open source’u tercih ediyor. Bu konuda sizin fikriniz nedir?
Melih Ödemiş : Haklısın, startup’lar için lisans ücretleri biraz zorlayıcı. Türkiye’de şu mantalitenin yerleşmesi lazım; yani yeni bir şirket kuruyorsan, yeni bir yazılım alt yapısı kuruyorsan ki Visiual Studio 2010 Team-foundation Server versiyonu ve MSDN dahil $ 1500 – $ 1600 civarında, bu büyük bir rakam değildir. Bununla iş geliştirme planlıyorsan .com startup kuracaksan zaten hedefin büyük bir şirket yaratmaksa ve eğer pc ye $300 – $400 veriyorsan, işletim sistemine $200 veriyorsan, uygulama geliştireceğin ortama da $1000- $1500 dolar vermek aslında hiç anormal değil. Sonuçta hiçbir hizmet bedava değildir. İnsanların bunu anlaması lazım. Açık kaynak ürünlerinde de destek almak istediğin zaman danışmanlık alıyorsun. Açık kaynaklı ürünlerin getirdiği bir takım riskler var; Açık kaynaklı ürünü kimler yazmış? Ne zaman yazmış? Ne kadar destek alıyorsun? Ne kadar dokümanı var? gibi.
Şöyle önemli bir nokta var; startup ölçeğinde bir takım riskleri daha kolay alabilirsiniz. Örneğin; siteye günde 300 – 500 kişi girerken site 1 saat çalışmazsa çok önemli değil. Bunu telafi edebilirsiniz. Ama siteye 80.000 – 85.000 kişi girerken ve adın yemeksepeti.com ise ve günde yaklaşık 40.000 kişi sipariş veriyorsa, 1 saat değil 10 dakika site çalışmadığında bile ortalık ayağa kalkar. İş böyle olduğunda kullandığınız her sistemde, yazılım sistemlerinde , aktif network cihazlarında, veritabanında hep destek alabileceğin ürünleri kullanmak zorunda kalıyorsun.
Belki başka teknolojilerde çok daha iyi veya çok daha avantajlı ürünler var fiyat olarak, sistem olarak, yetenek olarak; ama Türkiye’de bir muhatabınız yoksa ve destek alamıyorsanız bunların hiç bir önemi yok. Örneğin; ürünü aldığınız zaman kullanırken ikinci ayda bir sorun çıktı ve o ürünle başbaşa kalıp eğer cidden o problemi çözemiyorsanız bu ürünün size getirdiği değerden çok yarattığı zarar söz konusu demektir. Tabi bunların hepsi tecrübe gerektirir.
Ürün almada bir mantık vardır; “Total cost of ownership” . Satın almaların bu mantıkla yapılması gerekiyor. Ürün geliştirirken de bu mantıkla geliştirilmesi gerekir. Yani bir ürünün ilk maliyetinin değil, 2- 3 senenin sonundaki maliyetinin ne olacağını iyi hesaplamak lazım. Adınız .com ise ve teknoloji satıyorsanız o zaman her ürünü böyle geliştirmek gerek. Biz de mümkün olduğa kadar böyle yapmaya çalışıyoruz.

Altuğ Bilgin Altıntaş : İşler çok büyüdüğünde Microsoft lisans noktasında bir dar boğaz oluşturabilir mi ?
Melih Ödemiş : Ben böyle olduğunu düşünmüyorum. Öyle olsa bu şirket bu kadar büyüyemezdi. Ben her zaman pazara inanırım. Bir ürünün ederi o değilse, pazar zaten onu vermez. Örneğin; seneler önce herkes konuşuyordu Linux Microsoft’ u bitirecek , hep konuşuyorduk bunları 10 sene evvel hatırlıyorum, çift işletim sistemleri kuruyorduk. O zamanlar penguen logosunun karşısında Microsoft logosu hatırlıyorum. Peki şimdi hangi son kullanıcının evinde Linux koşuyor ?
Bu noktada Microsoft’a ciddi rakipler var, Oracle gibi IBM gibi; ama buralara startup’ ların ulaşması mümkün değil.
Linux özellikle sunucu tarafında güçlü. Apache tabanlı sunucular, biraz daha ucuz ürünler yani bedava ürünler; aslında bunlar başlangıçta bedava…
Biz nasıl .NET kullanıyorsak, gittigidiyor da Apache kullanıyor. Artık bütün bu teknolojiler birbirinin yerine kullanılabilir.
Bizim şöyle bir avantajımız var; yemeksepeti örneğin; bir gittigidiyor’a veya sahibinden.com ‘a göre trafik olarak daha düşük. Bir mackolik gibi hepsiburada gibi biz günde yaklaşık 1 milyon ziyaretçi almıyoruz. Ortalamada 80.000 kişi giriyor, 40.000 kişi sipariş veriyor. Böyle acaip bir oran var. Durum böyle olduğu zaman biz sunucu tarafında 30 sunucuya çıkmak zorunda kalmıyoruz. Böylece sunucu tarafındaki maliyetlerimiz de minimumda kalıyor.
Dediğin gibi 50 , 70 veya 100 sunucuya çıkmak durumunda kalsaydık eminim farklı bir yapıya geçmek zorunda kalırdık. Belki bu noktada Cloud teknolojisi bir çözüm olabilir , On demand servisler olabilir, Microsoft ‘un da bu noktalarda çözümleri mevcut.
Büyük ölçeklere gelseydik daha fiyat odaklı olurduk. Bizim ölçeğimizde çok büyük bir iş çeviriyoruz ama kapasiteye baktığınızda 8- 10 sunucuyla işi götürebiliyoruz. Böyle olduğunda hangisini biliyorsan, hangisine aşinaysan onunla devam etmek daha daha iyi bir yol oluyor.
Startup kuruyorsun diyelim, ben neyi biliyorum ve neye erişebiliyorum? Bugün doğrusu o ama 2 sene sonra kaynak değişti, şartlar değişti; işte o zaman yeni şartlara adapte olmak gerekir. Örneğin; 30 sunucudan 100 sunucuya çıkman gerekiyorsa o zaman oturup düşüneceksin ben ne yapacağım diye. Bir de şöyle bir şey var; hiç bir teknolojiye ve firmaya mümkün olduğunca bağlanmamak gerekir. .NET o kadar büyük bir platformu ki Microsoft ‘a bağlanmak diye bir şey söz konusu olamaz; çünkü pazar çok büyük ve pazara hiçbir şey zorla diretilemez. Eğer bir ürünün fiyatı ederinin çok üstündeyse pazar onu zaten almaz.

Altuğ Bilgin Altıntaş : Proje geliştirme metodolojileriniz var mı ? Örneğin Agile yöntemleri kullanıyor musunuz? Ekibinizde 12 kişi vardı değil mi ?
Melih Ödemiş : Doğru 12 kişilik bir yazılım ekibimiz var. Biz Agile yöntemleri uygulamak istiyoruz. Scrum uygulamak istiyoruz. Şu anda Scrum’a geçmek için bir takım hazırlıklar yapıyoruz. Yazılım ekibimiz Scrum’ daki gibi sprint’ lere benzeyen bir yapıyla çalışmaya başladı. Gelen istekleri dağıtmak onlara deadline’lar vermek, test ekiplerine delege etmek , alt yapılar kurmak gibi işlerde çok yol aldık. Ama şu an tam Scrum uygulamıyoruz. Hedefimiz 2012 ortalarında da tam olarak Scrum’a geçmek.
Ben ACM firmasının düzenlediği Scrum master kursuna gittim ve Scrum’un ciddi şekilde faydasına inanıyorum. Ayrıca bizim yapıya da uygun olduğunu düşünüyorum. Çünkü Scrum’ın esas sorunu yönetimden gelmeyen destek tarafı. Yazılım ekibi istiyor , olayın faydasına inanıyor ama yönetim bu olaya inanmadığı için böyle bir çelişki oluyor. Scrum’a inandığım için, iş ihtiyaçlarımızı bildiğim için sorun oluşturmayacaktır. Scrum kendi içerisinde hem daha eğlenceli, hem daha disiplinli hem de daha üretken bir yapı.

Scrum’ın en önemli tarafı değişikliğe çok daha açık olması. Klasik yazılım geliştirme yöntemlerine göre çok üstün yanları var. Klasik yapıda örneğin; analizi yapmak 1 ay, testini yapıp ürünü çıkarmak 2 ay, uygulama geliştirmek 5 ay, iç veya dış müşterinin ürünü görmesi 8 ay sürerken artık böyle bir şey yok. Kaldı ki bizim yazılımlarımızı kendimiz yazdığımız için ürün devamlı gelişiyor. Bu kadar dinamik bir ortamda klasik analiz etmek; yani geliştirmek, test etmek ve yayına almak artık geçersiz. Çok daha hızlı hareket etmek zorundasınız. Scrum bu hızı çok rahat destekleyebilecek bir alt yapı. Hem getirdiği dinamik ve şeffaf alt yapısı hem de disiplini sayesinde. Yani insanların birbirlerinin ne yaptıklarını görebilmesi , devamlı çalışabilen ürün verme konusundaki titizlikleri çok önemli. Hep yeni sürümler çıkarken, yeniliklere her zaman açık olmak gerek. Aslında bir .com ‘un da ihtiyacı olan şey budur. Hiçbir .com yoktur ki aynı arayüzü1-2 sene kullansın; çünkü yapılar değişiyor, fonksiyonlar değişiyor, pazar değişiyor; kısacası herşey değişmek zorunda.
Altuğ Bilgin Altıntaş : CMMI (Capability Maturity Model Integration) süreçleri hakkındaki fikriniz nedir ?
Melih Ödemiş : Burada çok ince bir nokta var. Ne kadar dokümantasyon ve kontrol o kadar hız eksikliği; fakat bunun da optimum bir dengesi var. Biz startup mantığından geldiğimiz için bunların hiçbirini yapmayan bir firmaydık. Eskiden “CMMI nedir ? Ne gerek var ki ?” diye düşünürdüm. İşte dokümantasyona da gerek yok; çünkü bir iki kişi kod yazdığı zaman gerçekten bunlara gerek yok ve anlamsız. Ama 10-15 kişi olduğu zaman bunların ne kadar gerekli olduğunu ve özellikle ekipte işe giren ve çıkanlar olmaya başladığı zaman artık oluşturduğun sistemin bir dokümantasyonu olması, bir takım kontrollerden geçmesi, ortalama 80.000 kişinin kullandığı bir üründe bir fonksiyonu hemen açmamak ve ne gibi test süreçlerinden geçmek gerektiğini tecrübelerle öğreniyorsunuz. Her zaman işlerin teorisinin uygulanması gerektiğine inanırım.
IBM , Microsoft gibi büyük firmalar bunları kendi bünyelerinde uyguluyorsa ki, Google kendi içerisinde Scrum kullanıyor ve bu kadar üretken ise bizlerin bu yaklaşımlara yanlış deme şansı yoktur.
Her zaman yenilikleri deneme taraftarıyım. Dolayısıyla CMMI , sistem yönetimi ve yazılım tarafında test, kontrol, dokümantasyonu mümkün olduğu kadar doğru yapmaya çalışıyoruz. Bir yandan da dinamik yazılım geliştirme süreçlerini bürokrasi ile boğmak istemiyoruz. Amacımız bu konuda optimum denge sağlamak.
Uygulama geliştiriciler her zaman birşeyler geliştirmek ister, hiçbir zaman dokümante etmek istemez, fakat şirketin de yazılım varlığını koruması gerekir.
Altuğ Bilgin Altıntaş : Test araçları olarak kullandığınız özel ürünler nelerdir?
Melih Ödemiş : Selenium ve http://www.gomeznetworks.com ‘un ürünlerini kullanıyoruz.
Altuğ Bilgin Altıntaş : Benim sorularım bu kadar. Faydalı bir sohbet oldu, teşekkür ederim.
Melih Ödemiş : Umarım faydalı olmuştur,teşekkürler.
Benzer Yazılar
Kariyer
- Yazılım Geliştirme Uzmanları
MobilMutfak - Java Yazılım Uzmanı
Yapı Kredi Emeklilik - Java Yazılım Uzmanı
Universal Bilgi Teknolojileri - Yazılım Geliştirmeci ve Proje Mühendisi
Yapı ve Kredi Bankası - Java Yazılım Uzmanı
Abaküs Finansal Yaz. A.Ş








